Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kuba köyüne gelip burada yaklaşık on dört gün kaldıktan sonra Medine’ye gitmek üzere hareket ettiler.
Ranuna vadisine geldiklerinde Benî Salim kabilesinin yaşadığı yerden geçerken, kabile halkı Efendimiz (s.a.v.)’i bırakmadılar. İkramda bulundular.
Burası aynı zamanda Peygamberimizin dayılarının yurdu idi. Bu arada Cuma günü öğle namazı vakti girdi. Efendimiz burada ilk Cuma namazını kıldırdı. Gerçi Peygamberimizin hicretinden önce Es’ad İbni Zürare Medinelilere Cuma namazı kıldırmıştı. Fakat Efendimizin (s.a.v.) kıldırdığı ilk Cuma namazı yaklaşık 100 kişiyle ve hür olarak burada kılındı.
Peygamberimiz (s.a.v.) ilk okuduğu hutbe buradaki hutbedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ilk kıldıkları Cuma namazının birinci hutbesinde Allah’a hamd ve senâ ettikten sonra şöyle buyurdu:
“Ey insanlar!
Sağlığınızda ahiretiniz için hazırlık yapınız. Muhakkak biliniz ki kıyamet gününde herkes burada yaptığından sorguya çekilecektir. Allah-ü Teâla, burada iken ahireti için iyi bir hazırlık yapmış olan kuluna diyecek ki; Ey kulum Sana benim Peygamberim gelip de söylemedi mi? Ben sana mal verdim, sağlık verdim, sana bir çok nimetler ihsan ettim. Sen kendin için ne hazırladın? İbadetler yaptın mı? İyilik ettin mi? O kimse de sağına soluna bakacak bir şey göremeyecek. Önüne bakacak cehennemden başka bir şey göremeyecek.
Öyle ise, her kim kendisini bir yarım hurma ile de olsa ateşten, cehennemden kurtarabilecek ise, hemen dünyada o hayrı işlesin. Dünyada iken yapabildiği kadar hayır ve iyilik yapsın. Yarım hurma tanesi kadar iyilik yapacak bir şeyi yoksa, herkese tatlı dilli, güler yüzlü olsun. Zira bu suretle bir hayra on mislinden yedi yüz misline kadar sevap ve mükafat verilir.”